2015 yılında üniversiteden mezun oldum. Sonbahar dönemi geldiğinde hem çalışıyor hem de yüksek lisans yapıyordum. Kapitalizm ile tam anlamıyla yüzleştiğim ve hayatı tüm boyutlarıyla sorguladığım yıllardı:) Minik kardeşim Dila ile de ev arkadaşıydık. Daha üniversiteye yeni başlayan bir bebeydi kendisi. Arada küçücük sürtüşmeler yaşasak da dünyanın en iyi ev arkadaşlığıydı:D


İşte bu dönemde, Beşiktaş Abbasağa Mahallesinde hayatımın en doğru kararlarından birini verdim ve Leyla bizimle yaşamaya başladı. Deniz Hanım sokakta bulduğu korkulu gözlerle bakan, gri kuyruklu pis kediyi binbir tembihle bize emanet etti ve o minik kedi, henüz taksideyken taşıma çantasından patisini çıkarıp bana saldırmak suretiyle çorabımı kaçırdı. İşte Leyla ile ilk fiziksel temasımız ve anımız:)

Leyla, Ağustos 2019 itibariyle 4 yaşında oldu. Temizlenince ve veterinere gidince, bembeyaz koca butlu bir Ankara Kedisi olduğu ortaya çıktı.Genetik özelliklerinden dolayı birazcık duyma kaybı var, ama işine geldiğinde tamamen duyabiliyor. Öğrenci evinden sonra çok güzel bir anne baba evine transfer oldu. Zamanında, ‘eve asla kedi almam!’ diyen annemin kucağından inmiyor ‘ne zamana kadar tüy dökecek bu, alır mısınız şunu koltuktan…’ gibi sorular soran babamla uyuyor ve hayatına prensesler gibi devam ediyor.


2018 Haziran sonunda artık evli bir birey olduğumdan Türk Medeni Kanunu, kimliğimde Emre’nin soyadının yazmasını emrediyordu. Çünkü devlet otoritelerine göre ailenin başı malesef erkektir ve toplumda aileyi erkek temsil etmektedir. Yasalar, düzeni ve aileyi korumak adına erkek bireyin soyadını zorunlu tutmaktadır. İstersen babanın soyadını da beyinin soyadının yanına ekleyebilmektesindir tabi ki. Neyse madem uzatmayalım (kendim için seçtiğim soyadını yazı başlığına yazdım zaten), işte bu sebeple yeni kimliğim için biyometrik fotoğraf çektirme hedefiyle caddede yürürken tanıştık Patisu ile. 3-4 dakika içinde onun insanı olmaya karar verdik, kardeşlerinin içindeki tek dişiydi ve dişi kedilerin sokakta yaşaması çok daha zordu. Fotoğrafçıdan dönüşte elimizde biyometrik fotoğraf, kum kabı, taşıma çantası ve mamalarla Patisu’yu yavru kedilerin bakımını üstlenen Mahmutbey Kanatçısı‘ndan teslim aldık.


Birkaç gün içinde Patisu’nun, ortalama bir kedinin sahip olabileceği neredeyse tüm hastalıklara sahip olduğunu öğrendik. Daha ilk gece burnunda yürüyen pire ile göz göze geldim. Patisu sayesinde İstanbul Hayvan Hastane’sinin (Ataşehir) 24 saat açık olduğunu öğrendik, epey tuzlu bir kurum olmalarına rağmen defalarca kapılarını aşındırdık. Patisu’ya iç parazit, mantar, pati kopması ve iltihabı, uçuk gibi daha bir sürü teşhis de kondu. Ama AIDS ya da lösemi olabilir, bağışıklığı gerçekten düşük dendiği andaki ciğerimin yanışını asla unutmayacağım. İstanbul Anadolu Yakasının tüm veterinerlerini dolaştıktan sonra nihayet Samet Bey ile tanıştık. (Reanimal Veteriner Kliniği) Patisu ne kadar savaşçı bir kız olduğunu birinci senenin sonunda, burada nihayet hepimize gösterdi. Tüm sağlık testlerinden başarı ile geçti ve prosedür tamamlanır tamamlanmaz o da Oslo’ya taşınacak ve bizimle yaşamaya devam edecek. Bu süreçte ve her süreçte onu misafir edip kremlerini sürdüğü için canım kardeşim Dila’nın hakkını da ödeyemeyiz.




Bu arada Patisu hayatımda gördüğüm en sosyal, en cana yakın ve en yaramaz kedi. Aile bütçemize verdiği tüm zararlar için canı sağolsun. Yeni gelin evimin:D (bu laf çok komik bence) tüm tüllerini halılarını yolduğu için, kitaplarımın ucunu ve kabloları yediği için, çoraplarımı kaçırdığı için, kitaplığın köşesini kemirdiği için ve Emre’nin bilgisayarının köşesinde dişini kaşıyarak ekranı çatlattığı için ona teşekkür ediyoruz. İyi ki hayatımızda iyi ki onun insanlarıyız. Oslo’daki evimizi ona uygun olarak yerleştiriyoruz ve onun gelmesini dört gözle bekliyoruz. 


Bence bir kediyle ya da köpekle evini/hayatını paylaşmaya karar vermek, bir insanın öncelikle kendine yapabileceği en büyük iyilik. (Gidip parayla kedi-köpek almak biraz kabalaşabileceğim bir konu olduğu için buna ilişkin bir şey yazmamayı tercih ediyorum.) Tabi en önemlisi bu kararı verirken ona ömrünün sonuna kadar, her koşulda bakabileceğinden emin olmak. Şu hayatta, bir şekilde kedi ahı alanın iki yakasının bir araya gelmeyeceğine çok inanıyorum. 

Bunlar da hoşunuza gidebilir:

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir