Hellö!

Söz uçar yazı kalır; anılar, fotoğraflar kalırmış. Zaman sular seller gibi akıp giderken zamanı birazcık tutabilmek için buraya minik notlar almak isterim. Gönül isterdi ki bu bol fotolu detaylı bir seyahat yazısı olsun bir blog olsun ama mevcut durumda öyle bir vaktim yok, ve bir süre olamayacak. Zira desteksiz büyüttüğümüz 10 aylık bir bebeğimiz ve full-time bir işim var ve zamanı ne kadar bükersem bükeyim yettiremiyorum:)))

Bu mini giriş faslından sonra konuya dönelim. Konumuz Bolonya’da 4 gün 3 gece, bence son derece yeterliydi zaten epey küçük bir yer. 2 çift + 2 bebeklik ekibimizle tempomuz doğal olarak eski günlerimize kıyasla çok yavaştı. Bence Bolonya bebekle gezmek için 6,5/10 bir şehir, neredeyse tüm apartmanların ve binaların altından uzanan; üstü kapalı; sütunlarla taşınan yürüyüş alanları var bunlara portiko  (İtalyanca adıyla: Portico) deniyormuş, resmen bir karakter katıyor şehre ve yağmurda, güneşte, arnavut kaldırımında bebek arabasıyla gezmeyi çok kolaylaştırıyor. Dar, sepya ve kötü şeyler kokmayan güvenli sokakları da sevdim. Not: 1 Mayıs’ta şehir polen içindeydi, alerjisi olan birini zorlar.

Bologna’nın tarihi merkezi haritada çokgene, hatta yer yer altıgene yakın bir formdaymış gibi görünüyor. 3 gün bebeklerle yavaş tempoyla o altıgenin her köşesini gezmeye bence yetti. Bolonyanın 7 sırrı diye bir meselemiz var ama biz tüm sırları kovalayamadık ebeveynlik sorumluluklarımız gereği :p ama yine de hakkını verdiğimizi düşünüyorum. Yani sır derken rehberlerin anlattığı tarz şeyler, şehirde küçük detaylara dikkat edince keşfedilen minik sürprizler; örneğin bazı kapı kemerlerinde gizli yazılar; belirli açılardan görülen semboller; ya da duvarlara kazınmış küçük figürler falan filan. Şöyle özetlersem, Piazza Maggiore; şehrin merkezi en kalabalık turistik alanı, Fontana del Nettuno; Bologna’nın “7 sırrı”ndan biri Neptün heykelinde efenim; belirli bir açıdan bakınca Neptün’ün baş parmağı başka bir şey gibi gözüküyormus, bunun sebebi de heykeltıraşın kilise kısıtlamalarını aşmak için optik bir illüzyon kullanması ve böyle bir şakalar muhaliflikler yapmasıymış. Basilica di San Petronio; Avrupa’nın en büyük kiliselerinden biriymiş görülmeye değer olduğunu düşünüyorum;  Archiginnasio; Bologna Üniversitesi’nin eski ana binasıymış yine görülmeye değer;  Bologna’da bir dönem 100’e yakın kule varmış; günümüzde ise yaklaşık 20 kadar ayakta kalmış, Due Torri (İki Kule); Asinelli ve Garisenda en populer ve turistik olanlar şu an ;Mercato delle Erbe  yerel halkın da aktif kullandığı bir kapalı pazar;  Salaborsa Library; Piazza Maggiore’de; modern bir kütüphane; cam zemin altında antik kalıntılar görülebiliyor; bebek/çocuk bölümü olması büyük avantaj oldu ve burada epey vakit geçirdik. Son olarak, Giardini Margherita; şehrin güneyinde; en büyük ve en yeşil alanlardan biri; bebekle uzun zaman geçirmek için ideal; yürüyüş yolları geniş; oturup dinlenmek için de çok rahat bir seçenek.

Eminim çok eksik kaldı ama yine de bu yazıyı yazabildigim için mutluyum. Son olarak biz genelde bebek dostu yerlere gitmek durumundaydık ve bebek arabasını içeri alabilmek ya da temiz mama sandalyesi ya da temiz bez değiştirme alanı önceliklerimizdi o yüzden listedeki her yerde yiyip içemedik. Ama tek bir rezervasyonumuz vardı  Trattoria da Me; iyi ki yaptırmışım. Bebekle rahatça oturabildiğimiz yerlerden biriydi; yemekler başarılı çalışanlar anlayışlıydı.  

Belki de en güzeli; hiçbir şeyi yetiştirmeye, planlamaya çalışmadan; sadece anı biriktirdiğimiz bir Bologna olmasıydı ve bebeğimin ilk İtalya şehri olmasıydı<3 

Bunlar da hoşunuza gidebilir:

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir